İki hecelik, minicik bir sözcük...
Her yeni gün bir başlangıçtır. Senenin ilk günü ise daha büyük bir başlangıç olmalı, işte ben de bu büyük başlangıç gününde "TOHUM" sözcüğünü uzun uzun düşündüm. Ne kadar geniş kapsamlı bir sözcükmüş meğer...
İnsanların gelecekle ilgili büyük hayalleri vardır ya, ben de nedense "TOHUM" sözcüğünü "HAYAL" sözcüğüyle eşleştirdim. Altından neler çıktı, ben ben bile şaşırdım.
"TOPRAĞA EKİLEN TOHUM" düşüncesiyle başladım. Şöyle ki, ekilen tohum bitki veriyor, yumurtalar başka canlılar üretiyor... ağaçlar, çiçekler, insanlar, hayvanlar, kısacası bütün canlıların oluşumu neredeyse bu kelimede gizli. Ne kadar üretken bir sözcükmüş, derken "ENERJİ" ile eşleştirdim bizim tohumu. Nasıl mı?
Aynı bitkiyi aynı anda toprağa eken iki ayrı insan oluştu kafamda. Hava şartları, toprağın cinsi, tohumu aynı olduğu halde, bakıyorsunuz; oluşan bitkinin birisi çiçekli, dallı, gümbür gümbür.. diğeri ise cılız, neredeyse oluşmamış. O zaman ne düşünürsünüz? Birinci kişi "BÜTÜN ENERJİSİ VE SEVGİSİ İLE" ekmiş, diğeri ise "AMAN OLURSA OLUR OLMAZSA OLMAZ, BEN EKEYİM DE" gibilerinden yapmış bu işi dersiniz, değil mi? Ben de öyle düşündüm zaten. Ama bu arada "ENERJİ, SEVGİ" kavramlarını inanın farkında olmadan eşleştirdim.
Örnekler çoğaltılabilir elbette. Ben artık gezegenimize, insanlara, hayata yönelmek istiyorum. Burada tükenerek eskimemek, mutlulukla ayakta kalarak eskimekten söz etmek istiyorum. Doksanlı yaşları aşmış kişilere baktığımızda: birinin dimdik ayakta, diğerinin yaşamdan bezmiş, kamburu çıkmış, sonum artık gelse diye beklediğini görenleriniz olmuştur. Yaşam şartları, genler elbette çok önemli ama ben daha önemli bir sebep olduğunu sanıyorum. O da sevgi. Hangi sevgi. Önce kendini, ardından insanları, hayvanları, çiçekleri, böcekleri.... Kısacası her şeyi sevmek...Kendimizi gerçekten seviyorsak diğerleri zaten ardından gelecektir. Şu anda çoğumuzun "Neler saçmalıyorsun, herkes kendini sever???" dediğini duyar gibiyim. Ama ben "GERÇEK SEVGİ" diyorum. Çünkü kendini gerçekten seven başka hiçbir canlıya zarar veremez. Kendisine zarar verenleri de affeder. Enerjisi pozitiftir.
Gördünüz mü? Pozitif enerjinin özünde kocaman bir "SEVGİ" kavramı var.
Artık gezegenimize gelelim mi? Bizler yaşadığımız gezegeni ne kadar sevdik? Çok sevdik çooook.. ama üzgünüz.. ona pek çok zarar verdik. Ağacı, bitkiyi, çiçeği, yaprağı yok ettik. Her yere fabrikalar yaptık. Her yere beton yığını diktik. Evlerimize sığmıyorduk, kocaman gökdelenler diktik. Fabrikalarımızla havadaki oksijeni yok ettik.. neler neler yaptık. İnanın hepsi istemeden oldu.
Son durum... yıllardır kar yağmıyor, eskilerin "bereket" dedikleri yağmurlar sel olup evleri, köprüleri yok ediyor, ekinlere zarar veriyor, ülkemizde olmayan hortumlar olmaya başladı, oysa ki eskiden çiftçimiz toprağı bir sene eker, bir sene güçlensin diye nadasa bırakırdı. "Sevmek" nedir dendiğinde hepimiz bir dolu açıklama yapabiliriz ama özünde "ZARAR VERMEMEK" olan sevgiyi, zannediyorum çok tanımıyoruz. Hayatı çok severken, gezegenimize bunca zarar vermişsek "POZİTİF ENERJİ" gerektiren sevgiden haberimiz yok gibi...
Sadece hayatımızın en önemli sebebi olan gezegenimize bunca zararı vermişsek birbirimize olan davranışlarımıza gelmek bile istemiyorum...
"ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLSE KÂRDIR" der atalarımız. Tablo karamsar olabilir ama ben gerçekten karamsar değilim. 2021 yılının bir dönüşüm yılı olacağına inanıyorum. Artık kendimize dönüp "bütün bunlar neden, insanlar niçin mutsuz, birbirimizi çekemememizin sebebi ne? sorularının cevabını vereceğimiz bir yıl olacak. "EGO" dediğimiz hep bencillik, nankörlük, doymak bilmezlik duygularını bir tarafa atıp, ruhlarımıza "SEVGİ TOHUMLARI'nı"ekeceğimiz bir yıl olacak. Bu bizim elimizde.
Eveeeet, sevgili 2021 yılı. Rakamlarını beğendim. İçimden bir ses bunların olabileceğini söylüyor. Kötü olan her şeyi seninlen siliyoruz. Yeni yıla kocaman bir "MERHABA" diyoruz.
Sağlık, dostluk ve sevgiyle
İlkin Cerbay