30 Aralık 2021 Perşembe

Fatih Akçi - Ya Hak Ya Medet



Edep suyuyla yıkanmayan suret ne anlar Ledun’dan ve Mecnun’dan

Virane gönüllere diken batarmış ,her avaz ya sitem ya da şükran

Hamd ehlinden olanlar Virani’ye deli derler,bilmezler Gaybın Sultanı arşı la mêkan eylemiş ulu ozana

Nefsin secdeye getire

Harabiye Musa’yı Tur dağında yoldaş eyleye

Kuyudaki Yusuf ayı ikiye bölmüş

Muhammed Ali hakikatı bize Marifet eyleye

Verirler defteri ya sağdan ya da soldan

Ben yanmışam aşıkların mahreminde

Günahım çoktur,ateş merhamet eder Adem’in nefsine

Dertlerim yanmıştır ,kilden Havva olmuştur

Aşkın arafı kuyuya atar Dertli’yi

Tur’da sineye çeker bizi

Çöldeki kaktüs ya Hak der su ister bulutun sahibinden

Kiptilerin azizesi öper Yunus’u alnından

La ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin

Harabi ozan dergahından yola çıktı vardı 40 ların huzuruna,oldu Kaygusuz’un nefesi ve ateşi

Pir Sultan’ım arifler cemini tutar Nur dağında,

Abdal Musa ocağında ilim pişirirler kudret helvası diye öperler Kelami baba ocağında

Kulağımda iki küpe biri Hünkar’ımın celali biri de Pir’imin cemali,ortadaki suretim Allah Allah diye Şems’in aşk kozalağını toplar topraktaki Hay perdesini görmek için

Meyhanede ya fettah,ya rezzak ,ya alim diye döner serkeş başım ,omuz çatarlar İsa ol,sobayı yakarlar elin niye yanar İbrahim ol

Çağrı pirim hızır meşk der,zaman doldu ilk defter kapandı,yolcular ayaklandı,melekut alemi alemin meşkini tutar,uyan da hiçe değil vahdet nuruna semah var.

Rebab avazında uyur Harun’um ,Musa’sını kaybetmiş,sadaka verir elleriyle, hüzünlü kudreti aşk ehliyle hu der uyanır,üfler kar tanelerine hu hu Allah hu Allah diye

Kaygusuz’um beyaz perdem incinmiş yardan ayrılalı,vurur sazının tellerine sazlıklardaki ayrılıklar için

Ey gözümün nuru uyumuş,kirpiklerinin hazan bahcçelerinde,boynu düşmüş omuzuma bu ne güzel candır toprak kokuyor rüyaları

Güneşi nur eylemiş,adaletinden karları secdeye getirmiş,pirin ocağında sela ve selam almış,hakkın yolculuğunda havvas görmüş,nefsi ve nefesi fark eylemiş ,bir sırrım var deyu pirdaşları yol açıyor melekut aleminden ,farkı fark eyleyen Faruk’un Nur’u hak

Canımın cananı uyumuş 

Elleri üşümüş,cömerdim ben Allahın zikrullahıyım ,boynum uykudayken İsmail’in nuruyum

Pir Sultan’ım ben babamın neşesi ve öfkesiyim

Büyütmüşleri Can’ı Cananlara hak getirmek için,almış dostunu varmış Pir’in huzuruna ,celalinden cemalini saklar sevdiğine

Alır yarenlerini gotürür Süleyman mabedine hadi ey kul,kuş dilini konuş der.

Ey can bendirin levhi mahfuz’una ekmek kırıntıları düşmüş,hizmetkar olayım turnaların semahına,aciz bedenim yetmez bu ceme,gönlün hoş olsun ey dildarı muhabbetteki can dost

Çağrıyı yapanlar arif isen edep erkanda görürler.

Ayrılık olmasaydı yanık gümüşü kim öperdi alnından,bu sırra kim ererdi,ya Hay ya Kâyyum

28 Aralık 2021 Salı

Erkin Gören - Fişko Bumbum


Bir yaprak düşüyor, uçuyor ve konuyor. Ne kanat çırpıyor ne de bir amacı var. Bir yaprak dalından kopar, biri koparmaksızın, ayrılır ağaçtan ve süzülür toprağa doğru rüzgarın şarkısına kaçınılmaz bir ahenkle dans ederek. İnsan değildir düşünen ve yaşayan, düşünce de, yaşam da insanın içinden geçer. Her şey olur, yaşam sürer. Olur, gider, olur gider. İnsan bir hayvan ve bir yaprak, insan tam bir ayna, çevresini yansıtan. Karanlık kökten, ışık baştan girer, kalpte buluşurlar. Vesile ve vesika bir arada, dünyanın kendisine armağanıyız biz. Takdire şayan ama olanın yalnız bir kısmını anlatan hikayelerimizi pek severiz. Saflığımız, hikayelerimize bile dönüşmemize izin verir. Kurnazsak iyi oluruz, saf istek acıya kanal, bilgeysek öylece dururuz ve varlık kendinin seyrine dalar. 
 
Erkin Gören :


27 Aralık 2021 Pazartesi

Aleyna Çevik - Clown- Kör Göze Parmak ft. Cüneyt Polat


 


Aleyna Çevik: 

Instagram : @aleynaacev



Merve Pınar - İnsan İnsan (Şarkı-Gerçek Video Çalışması)


 

İNSAN İNSAN







Her yıl olduğu gibi 2021'de de hayat tüm hızıyla akmaya devam etti. İnsanlık olarak distopik film ve dizileri izleyip gelecekte bizi böyle bir distopya bekliyor vah vah derken zaten yaşıyor olduğumuz distopyaları kabullenir olduk. Bir yandan küresel ısınma, doğal afetler, ekonomik kriz, hayvan hakları ihlali, insan hakları ihlali, cinayetler, pandemi, ölümler derken başka bir yandan özellikle pandeminin bize öğrettiği bir çok şey. Evimize çekilme, içimize çekilme, aldığın nefese şükretme, çok sıradan bir şey olan sokağa çıkmanın ne kadar şükredilecek bir şey olduğunu anlama. Koca bir distopyanın içindeki küçük dünyasında ütopyalar yaratmaya çalıştı bütün insanlık. Kadın cinayetleri bitmedi ama kadın başarıları da bitmedi. Çok üzüldüğümüz ve öfkelendiğimiz günler de oldu ama çok gururlandığımız günler de. Her ölümde bir doğum olur derler ya hani belki de her katledilen kadında bir kadın çok büyük başarılar sergileyip "Ben buradayım ve çok güçlüyüm!" dedi. Ben bu videoyu 2021 yılında Türkiye'ye katledilen 374 kadına ve tüm dünyada katledilen sayısını bilmediğim kadınlara adıyorum ama aynı zamanda dünyanın her yerindeki, başarıları ile görenlere ışık olmuş, gurur olmuş tüm kadınlara! #madalyonunikiyüzü



Merve Pınar : 

Instagram : @mervepinar


*Müzik: Kalimba



26 Aralık 2021 Pazar

Can Küçükoğlu - 2 Eski Şiir




Şiir1: 
                 
Köpeğin Bedduası / Can Küçükoğlu
Saydek Fanzin / 2014
.

ben ne gördüm, köpek ne gördü
ben gördüm ki köpeği sırtından vurmuşlar
köpek o an görüyor muydu bilmem
görüyorduysa beni, korkmuştur -onlardan bu
ulan dedim inşallah melek sanmıştır görmediğini
ben köpek olsam insan olduğuma inanmazdım çünkü
ben köpek olsam meleklere de inanmazdım ya
iyi ki yerimde değilmiş benim

köpek sırtından vurulmuş görülüyordu 
iki ayağını aynı anda atmaya çalışan bir köpek 
kaldırım diye yolun ortasına yürüyordu
ben gördüm ki köpek kurtulmaya çalışıyordu
bu gözlerimi annem görmeyecek olsa ben de aynını yapardım
ama yok sorumluluklarım var benim 
daha çok öldüreceğim her şeyi umutlarımla!
yaşamak içinmiş falan köpek inanır mı buna hiç 
hepimiz mezarıyız kendimizden geriye kalan herkesin

köpek dahasını duyamamak için belki
gözlerini son bir kez görmemeye kullanıyordu 
ben bir kaç arabanın önüne atladığımı gördüm
köpeği şikayet edenler bana 
köpeği öldürmediklerini sandıkları için teşekkür ettiler
keşke gözlerim çıksaydı köpek iyi ki türkçe bilmiyordu
köpeğin görebilen arkadaşları geçiyordu yanından
köpek görmüyordu, ben görüyordum, gözlerim çıkmıyordu
evim olsa onu alır kör ederdim kendimi
lakin yaşamaya mümkün bir ev para edecek hayalim de yoktu

onu vuranlar, çocuklar gibi mağduru oynuyordu
ben, gözlerine inanmamak için onu kurtuluşundan kurtaran
utancım beni öldürsün diye yalvarırken yaşadığımı gördüm
san ki, bir köpeğin, görmediğine olan bedduası kabul oluyordu


Şiir2, 
Gül Bakayım / Can Küçükoğlu
Marşandiz Fanzin 2014

kulkha orada ne yapıyorsun buraya gel
göğsüne zift çalan o kalemi yak
onu sana veren seni bağışla
benimle konuşurken gözlerine bak ama
dışarıları içerinle boyamak istediğini biliyorum
içlerinde sadece kendi içleri olduğunu sanan sandıklara kızgınlığını da

kulkha, sen kendini ne sanmıyorsun allah aşkına
her şeye hastalanma tutkusuyla avuçlarını incittin anlaşılan
unutma, her ağaç can vererek ölür bu dünyaya
ve her ağaç, canlanarak haberdar edilir yaşadığından
boşlukta düşmenin imkansızlığını diyorum, unutma

kulkha, kalbin senin, varmayı düşlediği o yerden hiç ayrılamamış aslında
almadığın akılların, bulutlara zıplamaya takılmış uçurtmaların biraz  
biraz, derdini yokuş kuyulara tutulmakta aramışsın
kulakların buğulara dönüşen karın bilgeliğine harlamış 
dualarını yağmura, diğerlerine göre biraz daha fazla taşırmışsın

kulkha, kaybolmayı kirpiklerinin hiçbir aralığında bulamıyorum 
aynayım, neysem o, beni bağışla
yalnız gölgenle edebildiğini düşündüğün, o dansı tekrarlıyor ışıklarım bak
ışıklarım benim, benim değil, senin içinden gelen ışıklarım
bir toz bezi parlaklığında taşıyorsun çatlaklarından

kulkha sen, ağlamayı sivilcelerinde arayan yüzleri
kendi gözlerinde açmaktan mahrum bırakama
gül bak kulkha
gül bak
gül bakayım

Şair kuzeni küçükkene seslendirmiş dinlersen tıkla.


İnstagram : @dolunaydandolunaya
        @canellerinden

                  

                   
 

Burak Yıldız - Dalayım Aşkın Bahrine (Yunus Emre'den)

 


 SoundCloud üzerinden dinlemek için buraya tıklayın lütfen. 

Burak Yıldız : 

Instagram : @keyfitasarim

Facebook : Burak Yıldız (Müzik)



22 Temmuz 2021 Perşembe

Öylece Gelen - Çaylı Şiir - Ayşegül Bengü

 Çaylı Şiir 


"Çay..." dedi "... koyayım mı sana?"

Buzullar kendini bahar zannedip erirdi,

Bir akarsu olurdu içimi dolduran, 

kulak verince, ateş başı sıcaklığı veren kalbime, 

bir ilmek atardı göğsüme, 

kalbinden eğrilmiş, şeffaf iplerle...


"Koyu..." dedi "koyu severim..." 

Öyle demliydi Düşleri... 

 Kısaca sırılsıklam bir çöl ortasında,

bir bakar kör en canlı renklerin arasında... 

Savurdu, vurdu beni denizlerin kıyısına... 

Siyah pırıltısıydı evrenin. 


"Tek şeker lütfen. " dedi hep yekten her bir seferden. 

Ömürlerce medcezirdi

şu izolasyonlu tüm geceler... 

O çayın ruha sessizce çağlayıp gelişiydi sıcaklığını kimseden gizleyemeyen. 


Bir tek benden gizledi  ruhundakileri. 

İnkardı tek bildiği, siyahtı ve suçlu... 

Gizlediği halde tek gizleyemeyeceği 

yaşam denilen sevgiydi. 

Nereye kaçtı ise, orada belirdi,

Karşısına dikildi ve affedildi,

gizemiydi dengenin. 



Ayşegül Bengü / Temmuz 2021

31 Mayıs 2021 Pazartesi

Can Evlerinden : M&E&G&Y&U&C&E

 


M

-Burası nedir?
+Gördüğünüz yerler, duygu işleme tesisleri. Sevinç, hüzün, öfke, kıskançlık, arzu, şehvet, aşk, güven ve şüphe.. Bu görmüş olduğunuz işleme tesisine girerler. Şu gördüğünüz yerden paket halinde çıkar ve depolarda tecrübe olarak depolanırlar. 
-Bu kapı nedir peki?
+Efendim, eğer duygular doğru düzgün işlenmezse bu kapıdan çıkar ve hayal kırıklığına döner.

E

işte burası
 var olmamış iki nokta
 arasında sonsuzlukla dolu
 boşluk

ve onları sadece karanlıkta
görür sessizlikle duyarmışım

dalgalar durur, çekilir
dingin suyun yansımasında
görürmüşüm bizi

şükür anı kutsallaştıran AŞK'a

G

yesterday, today, tomorrow
we are the wind, we are 
the stars, we travel
around and among us.

life is here, life is there
we meet, we split, but 
memories stay.

swimming in ocean of
emotions, every feeling 
is written in history
inside us.

Y

Bir tüyün elime düşüp, kendisini, tek başına gidemediği denize bıraktırması gibi, ruhumu denize bırakıyorum ve akıntıya kapılıyorum. Ve görüyorum ki, suya düşene değin de yüzüyordum rüzgarın akıntısında. 

U

Kafamın içi yemyeşil sanma ki çukur yeri
Tırnaklarım toz toprak gülümsemem kurak değil.
Zor bir denklem, ruhumun benden istediği
Bulmak zor oldu şifa olan panzehri.

C

Rüzgarlarca savrulan çöp poşeti gibi aklım
Hazinemi buldur bana en yakın karanlık gecem gel
Kaçırılmış durak olma, kıyamete kadar susma
Bulutsuzluk dinsin artık hasret kasvet çekemem


E

אהבה ושלום


13 Nisan 2021 Salı

Öylece Gelen : Savaşçı - Özcan(Sed)

Savaşçı düşmanı olan kişi değildir. Kavga edebilen ya da kazanan hiç değildir. Kendisinden daha değerli gördüğü bir takım şeyler için kendi varlığını hiçe sayandır. 

Geçmişte bir gün, bir yol arkadaşım vardı. Kendisini "Savaşçı" olarak atfeden, güçlü, heybetli bir arkadaş. Ormana doğru yola koyulmamızın hemen öncesinde gözüme ilişti, kısa kalın bir tahta parçasının ucunu, özenle yontuyor, kafasında türlü hesaplar yapıyordu. Ona o tahtayla ne yapacağını sordum. Bana, eğer domuza rastlarsak, üstüne atlayıp, sopa ile domuzun gözünü oyacağını söyledi. Bu delikanlı daha önce çok kavga etmişti ama hiç savaşmamıştı. Bunu kendisi de biliyor ve içinde kaynayan volkana karşı koyamıyordu. Kendisine iyi bir savaşçı olduğunu kanıtlamaya öylesine ihtiyacı vardı ki bu uğurda birilerinin hayatını karartmaktan bir düzeni yıkmaktan ya da bir aileyi dağıtmaktan geri durmayacaktı. O kadar yalnızdı ki bu delikanlı, koruyacak, kollayacak ve yaşatacak hiçbir şeyi yoktu. Tüm bu değerlerden habersiz "Savaşçı" olmak istiyordu. Kaç kere galip gelirse gelsin içindeki boşluğun kapanmayacağından habersizce...

Tüm canlılar yalnızca kendilerinden daha değerli gördükleri kıymetli varlıkları tehlikeye girdiğinde kendi limitlerini aşan kudretlere erişebilirler ve bu çabayı zafer uğruna değil huzurun devamı için sarf ederler. 

Savaşçı savaşı başlatan değil, bitirmeye çalışandır.






8 Nisan 2021 Perşembe

Öylece Gelen : Hilal'den Aldığım Yolculuğun Vardığı.jpeg - Arcan Küçükoğlu


                                               Bazen ruhumdan kopmuş gibi hissediyorum

Aklımın oyunları içinde

Söz hakkı olmayan bir seyirciymişim de

Bana söven yok mu  diye

Bekliyormuşum kendi içimde

 

Bazen kalbim koparılmış gibi hissediyorum

Sevginin sakatlığı peşinde

Göz hakkı olmayan bir körebeymişim de

Beni düşüren yok mu diye

Bekliyormuşum kendi içimde

 

“Ben bazen’i lügatten tekmelerim” diyeli baya yıllandım halbuki.

Her şeyin bazen miktarınca oluşup kaybolduğu rüyalarım geçmedi.

Bir işe yaramadığımı zannettirmekten vazgeçmedi de karanlık yanım,

Hatalarımdan aldığım derslerin ışık olduğunu görmek güzel hediye oluyor binindebir.

 

Bazen de gün ışığı, ben gözümü açtım diye yarabiliyor bulutları sanki,

O kadar iyi bir şeymişim gibi hissediyorum.

Çirkin kalmış yüzlerimi aşamasam da onları tasvip etmemek ve

İçimden gelenleri bir nebze de olsa güzelleştirmek

Tüm bazenlerimden öğrendiğim en güzel ihtimaleylemler diye düşünüyorum.

 

Günün başında da sonunda da gerçekten iyi olduğumu

Ya da dünyayı deneyimliyor olduğum için mutlu olduğumu söyleyemem ama

En umutsuz hallerimle de yaşamımla birlikteyim,

En sevinçli hallerimle de yaşamımla birlikteyim.

Tüm kırdıklarımla da duamda birlikteyim,

Tüm sardıklarımla da duamda birlikteyim,

İçimde hiç kimseyle paylaşamayacak kadar çok sustuğumdan belki,

Konuşmaya başladığımda her zaman biraz “çok” oluyordur…Samimiyetle.

 Arcan Küçükoğlu

müzik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

7 Nisan 2021 Çarşamba

Öylece Gelen : Geldiğigibi - Hilal (GrooveGial) Bilge

Yağmur yağdı bütün gece, sabah ve şimdi de.

Kumruların sesi ve bulutlar sakin. Iyi geliyor yine.

Ruhumdan kopmuşum gibi geliyor bana bazen.

E kalbimi dinleyim de çıkayım dağlara madem. Dedim ve çıktım. Çok iyi ettim.

Doğa'ya girdikçe adımlarım yavaşladı. Nefesimi duydum. Ağacı hissettim.

Her zamanki tepeden kalbimi dinleyip farklı bir yön seçtim. Taze çiçekleri, yüzlerce yaşında zeytini,  kuşları seyrettim. Sevdim.

Tee eski duvarların kalıntılarında oturup, vay be burada yaşanmış yaşanıyor dedim. Başka bir tepeye çıktım. Manzara benzese de farklı olduğunu anladım.

Bi yanım zeytinlik,  çam ve söğüt. Bi yanımda denize bakıp yine güzelliğe şükrettim.

Korunması için bir de dua ekledim.

Sonra felsefeye girdim.

"Ben bu güzel varlıkları görüp duyup severken, acep onlarda benim farkımda mı?" diye.

Yani tanık mıyım seyirci yada bir miyiz gerçekten bu alemde?

Bunu önce bilirdim, şimdi soruyorum.

O bağı tekrar kurmak istiyorum.

Benim beynimde mi gerçek mi bu iletişim onu merak ediyorum.

Bi' an hissettim. Devam ettim.

Bir çitin arkasındaki koyuna selam verdim,  yaşlı bir zeytine sarılırken. Ateş gördüm gittim.. meğer o uzaktan hep gördüğüm, duyduğum koyunların eviymiş. Çobanla sohbet ettim. Çay ikram etti sağ olsun. Yola devam ettim ve kısacık bir sürede eve geldim. Meğer ne yakınmış. Yine sevindim.. ve bu yolculuğu çok sevdim.

Yollarımız hep açık,  ferah ve gerçek olsun. Bu güzellik hep korunsun.

Hilal (GrooveGial) Bilge

20 Mart 2021 Cumartesi

Öylece Gelen : İsimsiz Kağıt Bıraktı Akkurt

Kaç gemi bir limana varmak için yola çıktı da, daha varamadan ona battı yarı yolda ve bir gemi kaç okyanus aştı sırf bir limana demir atıp orada kalamadığı için?

Kaç yolcu han bildi bindiği gemiyi de, köpüren dalgaların altında onunla birlikte uyandı kendi yokluğuna ve hangi yolcu uykuya yatıp kerpiç bir handa, uyandığında yıldızların üstünde buldu kendini?

Kaç aşığın dosta kavuşma umudu düştü yıldızlı semadan da, göz göze düşman oldu ve hangi düşman harından aşını bıraktı toprağa, kılıcını savurup yalnızlığının boynuna, hasretini söndürdü onla?

Kaç günah ateşi yakıldı da yeryüzü yangın yeri oldu ve cananın feryadıyla tutuşan okyanuslardan kaç kap aş oldu cana?

Kaç yürek gecelerce korkulardan korku doğurdu da, hangi yürekli insan onu kendine yastık edip üstünde uyudu?

Kaç gemi yıldızlardan umut toplayıp menzilini aşk yolcusu eyledi ve can feryadına su yetiştirip uykusunda dudaklarına aş, yastığının başında kılıcıyla bekleyip cananın ateşine dost oldu?




Tohum Cevap : Özgür (sista) - Dur * Olma




eke seke gül bahçelerime düşlerini görgüsüzlerin
kördüğümlerim öttü demin derdim 
yerimdeydim
yersizleşti sevmelerim & sevdikçe sevgisizleşir miydin diye
bilemedim yanağımdaki buseler-in 
hadsiz hesapsızca hediyelik eşya kıvamında beynimin odalarında.
yaktı kerim, yan iç sezim, olsa sazım, vurur durur muydum sonsuza dek 
dağlarda bayırlarda
orası kesin
dersem kesin
keklik gibi kalgelmiştir 
bir
asfaltın
kenarında.
altın ökçe,
çek bi takke,
ekle beni de,
ne yapıyorsan insan için
gel kendine.
dedi aynamın kırılmak'tan eğerirce kabuğunu çatlatan yanları, karmanın on iki yasası, sokağa çıkma yasağı, iki yukarı bir aşağı, aynı etkiyi yarattı buralarda.
duran olma, duyan ol da; dur bir ulan'
larına bakma, dumanı yasla
eninde sonunda
pişmanlığını affettirir yaşattığın kafa
canla 
başla
orda
burda
öpücüklediğin
taşta maşta.
der'di derde deva 
ney'di nerde keza
kalkıp bakıyor camdan geçen teyze kılıklı tantana tıklatmasın karanlık yanların-ı iyi huylu bakteriler yermiş eğer 
er ya da geçse
an
dur * olma


16 Mart 2021 Salı

Tohum Cevap : Akışın Resmi - İlyada & Demçe

 Akışın Resmi

Ormanın derinliklerindeki uzun bir derenin, çakıl taşının yanından geçerken verdiği sınava ve sohbete tanık oldum bir an. Yanından gürül gürül akıyordu ama o küçücük çakıl taşının üstü yine de kuruydu. Sonunda bir meşe ağacının yaprağında saklanan bir yağmur damlasıyla ıslandı. Yağmur damlası ve akan nehrin incelişi arasında seyreltmeye çalıştığım kelimelerde kayboldum ben de, o damla ne yaşadı diye düşünürken. Öyle görkemliydi ki ‘’Neden’’ diye sormak geçti aklımdan ve gönlümden. Çünkü o damlanın, o yapraktan akışının ve çakıl taşına düşüşünün bir anlamı var gibi geldi. Çünkü o yaprak, bir rüzgarla eğildi  ve oraya ‘’tesadüf’’ ile düştü ve sanki baharın uçuşan tüm polenleri de o damlanın içinde toplandı. 

Bir sır verelim sana güzelliklerle örülen defter. Belki o damlaya bir arının kanadı bile çarptı. Derken  arı anlatmaya başladı. Dediğine göre, çakıl taşı sıcaktan kavrulmuştu ne zamandır. Nefes alamıyordu artık. Her tarafı suyla çevrildiydi ama üstüne gelecek bir damla su yoktu. Sonra bir gece tüm orman birleşti. ‘’Şimdi asıl sır burda’’diye fısıldadı arı. O yaprak, o polenler, meşe yaprağı, rüzgar hepsi işin içindeydi. Gece sabaha dönerken çakıl taşına duyurmadan anlaştık aramızda, sonra da tesadüf gibi gösterip onun ne zamandır aradığı bir damla suya kavuşturduk.

Bu sayede damlasına kavuşan taş, derin bir nefes aldı. Ne zamandır beklediğini bulmuştu. Teslim oldu damlanın onu tamamen sarmasına ve kendisini dereye karıştırmasına. Fakat dereyle karışınca, damla dereyle bir oldu. Bir geliyor, bir gidiyordu şimdi. Aslında bir yere gittiği yoktu damlanın, o hep oradaydı ama artık tek bir damla değildi, dere olmuştu.

O çok beklediği sevgili damlanın, yağmurun ve derenin bir olduğunu anlayan taş; gece öten kuşların, rüzgarda sallanan yaprakların, beş gün beş gece yağan yağmurların ardından, ağaçların tüm köklerine masallar okuyan ormanın bu fısıltısını taşıdı. Akan bu bereketin ardından, nefesi ve zerresi aşk olan bir faninin eline geçti ve rengarenk bir halde gönlü ay ışığı ile yıkanmış bir cadının, ışık dolu evinde yıllar süren bir inzivaya geçti.


                                                                                                                                            İlyada & Demçe


28 Ocak 2021 Perşembe

Tohum Cevap : Bir Fatih Akçi Denemesi (Cemal Söyleyen Çizimi Eşliğinde)




Berzahtan gelmişiz ademin suretinde, sürüngenin nefsinde, buğday mıydı elma mıydı kovulmamıza sebep, eski ahitteki nefeste.

İkinci selam :

Camcı Recep'in oğlu Süleyman, dünyaya geldiği ilk günden itibaren, sırtında siyah, çirkin, kıllı bir lekeyle doğmuştu. Büyüdükçe utanırdı lekesinin renginden varlığından. Minik elleriyle okşardı papatyanın toprağını, nefes alsın yeter ki gözümün gözü, ahir zamandan gelen, toprağın canındaki ceninin canı için. 

İsfahana geçiş :

Lekeyi yıkadı bedeviler, oldu Süleyman Mührü. Fırat, Ey bahtım! Belkıs aşktır aşk, gemi cudide, Nuh saba makanında ikinci ayinde, selam durdu alemin varlığına, Kaygusuz'un aşkına, pirim!

Ey Pirim Hallaç, kalu belada hakkını devretmiş, yunusun eğri odunun hak arayışına, bülbülüm bak ayağın kanıyor hele, Kabil'i affet de aşk olsun. Lekeye zem deme. Davut yıldızdır o, aşıkların nazarında. Havas nefes, kalbinde bir ilim kaldır başını, ledun nakış, avucumuzun vuslata hasret vahdedinde.

Dördüncü selam : Ya Nefis Ya Nefes, 99 alem vahdet ehli, Ya Hu, bu ARINMA NEDİR Kİ BÜLBÜLÜN AYAĞI HALEN KANIYOR! 

Ahu Dede der ki vardır sırrın sırrı, ver Neyzen Abi iki kadeh nihavend! Bu gece yıldızlar ve ay semah tutsun sarhoşluğumuza, illa hu illa hu

Fatih Akçi

Çizi Görsel:  Cemal Söyleyen

6 Ocak 2021 Çarşamba

Tohum Cevap - 11 - Merve İmer

 Zaman Rüyada buluştuk 


Sabah oldu unuttuk

Uzun

Hiç ayrılmak 

Meditasyon gül kokuyor 
Bütünle bir atıyor adımlarını ortak kalbimizin kendi ritminde sadelikle ve ahenkle 
Derken
geçiyor kendi sine yollardan 
Ateşe hava toprağa hava 
Havalandık
Kokumuz değişti
Sevdalandık çiçeklere 
Fiziksel alemde ne çok attık çıkarttık maskeleri 
Maske maske etrafımız ağzımız yüzümüz peçvörk bez bebekler misali 
Şekilsiz belirsiz 
Bir yoldan ilk adımlar 
Farkında mıyız sadeleşmenin ?
Koşulsuzun? Kendiliğindenliğin?
Doğa 
Parçası olduğumuz bütün 
Ne hoş 
Hatırladık işte’nin ötesinde
Kavrulmak ateşinde 
kendi helvanı kendin kavur irmik un..
Bazen hırçın bir kıpkırmızı aşk sinirleri hoplatan ışık hızı genişlemelerle beliren vahşi ateş
Bazen de başka türlü çeşit çeşit ailemde
Aynıyız ama başkayız Gül sen
Yüzde beşi bende gerisi sende başka bir anneden kardeşim
Teslim olmak coşturur 
Benim için de coş koş boş ver 
Aşk Özgür!

Yeni bir rüya, içim Ruma Gülhane

Şükür aleme 

4 Ocak 2021 Pazartesi

Tohum Cevap : İlkin Cerbay - Sevgi Tohumları Mektubu

İki hecelik, minicik bir sözcük...
Her yeni gün bir başlangıçtır. Senenin ilk günü ise daha büyük bir başlangıç olmalı, işte ben de bu büyük başlangıç gününde "TOHUM" sözcüğünü uzun uzun düşündüm. Ne kadar geniş kapsamlı bir sözcükmüş meğer...

İnsanların gelecekle ilgili büyük hayalleri vardır ya, ben de nedense "TOHUM" sözcüğünü "HAYAL" sözcüğüyle eşleştirdim. Altından neler çıktı, ben ben bile şaşırdım.

"TOPRAĞA EKİLEN TOHUM" düşüncesiyle başladım. Şöyle ki, ekilen tohum bitki veriyor, yumurtalar başka canlılar üretiyor... ağaçlar, çiçekler, insanlar, hayvanlar, kısacası bütün canlıların oluşumu neredeyse bu kelimede gizli. Ne kadar üretken bir sözcükmüş, derken "ENERJİ" ile eşleştirdim bizim tohumu. Nasıl mı?

Aynı bitkiyi aynı anda toprağa eken iki ayrı insan oluştu kafamda. Hava şartları, toprağın cinsi, tohumu aynı olduğu halde, bakıyorsunuz; oluşan bitkinin birisi çiçekli, dallı, gümbür gümbür.. diğeri ise cılız, neredeyse oluşmamış. O zaman ne düşünürsünüz?  Birinci kişi "BÜTÜN ENERJİSİ VE SEVGİSİ İLE" ekmiş, diğeri ise "AMAN OLURSA OLUR OLMAZSA OLMAZ, BEN EKEYİM DE" gibilerinden  yapmış bu işi dersiniz, değil mi? Ben de öyle düşündüm zaten. Ama bu arada "ENERJİ, SEVGİ" kavramlarını inanın farkında olmadan eşleştirdim.

Örnekler çoğaltılabilir elbette. Ben artık gezegenimize, insanlara, hayata yönelmek istiyorum. Burada tükenerek eskimemek, mutlulukla ayakta kalarak eskimekten söz etmek istiyorum. Doksanlı yaşları aşmış kişilere baktığımızda: birinin dimdik ayakta, diğerinin yaşamdan bezmiş, kamburu çıkmış, sonum artık gelse diye beklediğini görenleriniz olmuştur. Yaşam şartları, genler elbette çok önemli ama ben daha önemli bir sebep olduğunu sanıyorum. O da sevgi. Hangi sevgi. Önce kendini, ardından insanları, hayvanları, çiçekleri, böcekleri.... Kısacası her şeyi sevmek...Kendimizi gerçekten seviyorsak diğerleri zaten ardından gelecektir. Şu anda çoğumuzun "Neler saçmalıyorsun, herkes kendini sever???" dediğini duyar gibiyim. Ama ben "GERÇEK SEVGİ" diyorum. Çünkü kendini gerçekten seven başka hiçbir canlıya zarar veremez. Kendisine zarar verenleri de affeder. Enerjisi pozitiftir. 

Gördünüz mü? Pozitif enerjinin özünde kocaman bir "SEVGİ" kavramı var.

Artık gezegenimize gelelim mi? Bizler yaşadığımız gezegeni ne kadar sevdik? Çok sevdik çooook.. ama üzgünüz.. ona pek çok zarar verdik. Ağacı, bitkiyi, çiçeği, yaprağı yok ettik. Her yere fabrikalar yaptık. Her yere beton yığını diktik. Evlerimize sığmıyorduk, kocaman gökdelenler diktik. Fabrikalarımızla havadaki oksijeni yok ettik.. neler neler yaptık. İnanın hepsi istemeden oldu. 

Son durum... yıllardır kar yağmıyor, eskilerin "bereket" dedikleri yağmurlar sel olup evleri, köprüleri yok ediyor, ekinlere zarar veriyor, ülkemizde olmayan hortumlar olmaya başladı, oysa ki eskiden çiftçimiz toprağı bir sene eker, bir sene güçlensin diye nadasa bırakırdı. "Sevmek" nedir dendiğinde hepimiz bir dolu açıklama yapabiliriz ama özünde "ZARAR VERMEMEK" olan sevgiyi, zannediyorum çok tanımıyoruz. Hayatı çok severken, gezegenimize bunca zarar vermişsek "POZİTİF ENERJİ" gerektiren sevgiden haberimiz yok gibi...

Sadece hayatımızın en önemli sebebi olan gezegenimize bunca zararı vermişsek birbirimize olan davranışlarımıza gelmek bile istemiyorum...

"ZARARIN  NERESİNDEN DÖNÜLSE KÂRDIR" der atalarımız. Tablo karamsar olabilir ama ben gerçekten karamsar değilim. 2021 yılının bir dönüşüm yılı olacağına inanıyorum. Artık kendimize dönüp "bütün bunlar neden, insanlar niçin mutsuz, birbirimizi çekemememizin sebebi ne? sorularının cevabını vereceğimiz bir yıl olacak. "EGO" dediğimiz hep bencillik, nankörlük, doymak bilmezlik duygularını bir tarafa atıp, ruhlarımıza "SEVGİ TOHUMLARI'nı"ekeceğimiz bir yıl olacak. Bu bizim elimizde. 

Eveeeet, sevgili 2021 yılı. Rakamlarını beğendim. İçimden bir ses bunların olabileceğini söylüyor. Kötü olan her şeyi seninlen siliyoruz. Yeni yıla kocaman bir "MERHABA" diyoruz. 

Sağlık, dostluk ve sevgiyle 

İlkin Cerbay 

Tohum Cevap : Kübra Kaya



 

3 Ocak 2021 Pazar

Tohum Cevap : Dzhem Solaklar- GörSELAM

 


Dzhem Solaklar - GörSELAM-  İnstagram

Tohum Cevap : 2M1C - Jiyan Varlık - Çaylak Hippi Şiiri


Jiyan Varlık - İlk Şiir Kitabı - İz Sürücülerle Diyaloglar ‘ Kitabından, Çaylak Hippi Şiiri - Bölüm V, Sayfa 35 / Anima Yayınları Ağız Arpı Deneyimlediğini Sosyal Medyalarda İlk Defa İfşa Eden Mert Sabuncu - Ağız Arpı Bendir Eşlik Denemesi Solucan Deliğine Benzeyen Çaylak Bendiriyle Çaylak Şiir Gırıldama Denemesi : ArCan Küçükoğlu Çekim : Nikah Fotoğraflamışlığı Olan : Melike Cerbay
Bendir'in Üzerindeki Sticker : @alpharising

2 Ocak 2021 Cumartesi

Tohum Cevap - Rı Doors - Tohum'a

 


instagram : @doors.art3

Tohum Cevap - Cemre Lyra - Her şeyin Raksı

 

Her şeyin Raksı

Kendimi azıcık buzucuk ayırıyorum, sıyırıyorum yapraklarımdan damlayan dikenli çalılarımı. Baloncuklarım patlıyor bir bir, patladıkça göğün kuşağı beliriyor küllerin arkasından.
Suyun külleri oluyorum, renklerden geçiyor, tırtıllarla, yılanlarla dans ediyorum.
Uyanın artık diye bağırdığım dünyaya gözlerimi açtım, rüyadayım.
Bok böcekleri karşı apartmanın camına vuran gün ışıklarından düşüyor, kedilere selam veriyorum kediler selamımı kucaklıyor.
Dünyanın heyecanı hızlı döndüğünden mi?
Dünya dönüyor mu sahiden?
Yada bir arkadaşımın bana söylediği gibi "kafayı ne ara yaktım ki ben?"

Günden güne bir çember içimden geçer çember çember, parmaklarımla bütün vücudumu ezerim, kaldı mı bedenime hiç yer?
Gezer durur nefesimde gönlüm, uçar durur zihnim ve kaçar gelir ara sıra eksilerden sıfıra benliğim.
Gün olur bir anka doğar saçlarımın arasından, kuyruğu sırtıma düşer ayaklarıma basıncaya...
Fısıldar kulaklarıma, sıcacık eder omuzlarımı, biraz ağırdır da...
İkindi olur, dostum olur, akşam olunca bilmiş, gece vurur gelir karşıma...
Sonra alev alev tüylerine alev çeker yakar kendini döngüde bir kez daha.
Sabah küllenirim, küller koklarım yatağımda,
Bir çıkıp silkelenirim gök ile yerin ufkunda
Küller dolar içime doğururum bir kez daha.

Gözlerim kapandığında ne kadar heyecanlı dünya
Gözlerim açıldığında soluyorum ya...
Açıldığında kapandı, kapalıyken açıktı
Kime yaradı, kim bende vardı.

Bir anda çığlıklar atıyorum;
"Güneşimi aldılar! Güneşimi aldılar!"
Hava kararıyor, kuşlar yerlere doluşuyor,
Yapraklar yeşilden soluyor, bir siyahlık haykırışlarının en sessiz tokadını çökertiyor üzerimize.
Güneşimi aldılar!
Turuncu bir kıvılcım beyaz bir pelerine giriyor,
Dönüp dolaşıyor zihnim karaltıda,
Dünya çevremde, çevre dünyamda dönüyor,
Hanım elleri kokuyor etraf, ıhlamur çiçekleri ve renkli çimenler.
Yeşiller siyaha boyanıyor...
Dur Dünya! Güneşimi aldılar!!
GÜNEŞİMİ ALDILAR!

Anda çığlıklar atıyorum:
"Ay'ımı verdiler! Ay'ımı verdiler"
Yavaşlıyor dünya turlarının arasında fark ettirmeden,
Ay'a tutuluyor, ay onu kavrıyor, mavi, mor, pembe...
Ellerime bakıyorum bende, masmavi elbiseler giymişler diye,
Ve siyahlar yıldızları toplamaya başlıyor
Karaltıların parlaklığı kalbimin ritminde çalıyor,
Ay'ımı verdiler...
Ay'ımı verdiler...

Islıklar sessizlikte çalmaya başlıyor
Ağzıma kuşlar dolduruyorum.
Dileklerini tüylerime döken mutluluklar var
Kanatlarımı okşayan huzurlar...
Birde tatlı ekşi salata soslarım.
Beynimin içinde sanırım ben hep oynarım.


 “Tutunaksız bir boşluğun kenarında ne de güzel raksederiz!” -A. M. Dranas.


DEADLYIDEA~ Kişisel Blog

1 Ocak 2021 Cuma

Tohum Cevap - Özen Turan - Bi



Bilgi ağacından koptu Düştü hayat acısına Karşısına alıp bakar Boş sandalye umutları Bi sorar bakarım Bi bakar sorarım Bakır rengi güneş Bi var doğası Bi yok batası Sırra eğilmiş dallar Rükû' da hayvan Kıyamı dağlar İnsan halini bilmeyi bilsin Bi doğru anda Bi doğru zanna meyil verir Neresinden fışkırır tohum Bi altını görür verir Bi yukarı çıkar serilir verir



instagram - Özen Turan

Tohum Cevap : Fertilization of Life - Faridunia Yusof


Fertilization of Life - Faridunia Yusof 



Light, love and blessings*